Gözlemler

Son paylaşılan gözlemler

Demleme üzerine ölçümler, denemeler ve sorular. Siz de kendi denemenizi paylaşabilirsiniz.

Gözlem paylaş

Buradan başlayın

Pour-over'a başlarken

Bu rehber, blogda kaynaklarıyla anlattığımız bulguları tek yerde topluyor. Her maddenin ayrıntısı bağlantılı yazıda. Aklınıza takılan bir şey olursa bu başlığın altına yazabilir ya da Gözlemler'de yeni bir başlık açabilirsiniz. Ekipman Değirmen, ekstraksiyonun ulaşabileceği sınırı belirler. Ekstraksiyon, kahvedeki maddelerin ne kadarının suya geçtiğini anlatır. İyi bir değirmen daha az ince parçacık üretir ve parçacıkların boyutu birbirine daha yakın olur; bu sayede kahve acılaşmadan daha yüksek ekstraksiyona çıkabiliyor. Bıçaklı öğütücüler ise hem çok ince hem çok iri parçacık üretiyor, bu yüzden aynı fincanda ekşilik ve acılık bir arada görülebilir. (Değirmen yazısı) Tartı şart. Kahve ve su gramla ölçülmezse aynı tarifi bir daha tutturmak mümkün olmuyor. Dripper'ın malzemesi küçük bir fark yaratır. Sıcaklığı en iyi plastik dripper koruyor; iyi ısıtılmış seramik ve cam dripper'larla arasındaki fark ölçümlerde 1–2°C. Seramik ya da cam dripper kullanılıyorsa önceden mutlaka ısıtılmalı. (Dripper yazısı) Kâğıt filtre demleme süresini değiştirir. Kâğıtlar arasında akış hızı yaklaşık üç kat fark edebiliyor; filtre değişince aynı tarif farklı sürede biter. Beyaz kâğıdın kahveye verdiği kâğıt tadı ölçümlerde çok küçük çıktı. Kahverengi, yani ağartılmamış kâğıdı ise demlemeden önce yaklaşık 150 g sıcak suyla ıslatmak gerekiyor. (Kâğıt filtre yazısı) Başlangıç tarifi Oran: 15 g kahve, 250 g su (yaklaşık 1:17). Bu oran, Avrupa standardının esas aldığı litre başına 60 g kahveye yakın. SCA'nın (Specialty Coffee Association) önerdiği litre başına 55 g (yaklaşık 1:18) biraz daha hafif bir fincan verir. (%18–22 yazısı) Öğütüm: Doğru ayar her değirmende farklı. İlk demlemede toplam süre not edilir, sonraki demlemelerde öğütüm tada göre ayarlanır; nasıl ayarlanacağı aşağıdaki "Tada göre ayar" bölümünde. Taze öğütüm: Kahve demlemeden hemen önce öğütülmeli. Öğütülen kahve, içinde tuttuğu gazın büyük kısmını ilk dakikalarda kaybediyor. (Tazelik yazısı) Su sıcaklığı: Evde bildiğiniz tek sıcaklık kettle'ın ekranındaki sayı ve tariflerde yazan da bu. Başlangıç için kettle'da 93–96°C yaygın kullanılan bir aralık. Kahve dripper'da bundan daha düşük bir sıcaklıkta demleniyor: Jonathan Gagné'nin ölçümünde plastik V60'a kettle'dan 99°C su döküldüğünde, dripper'daki kahve demleme boyunca ortalama 88°C'de kalıyordu. UC Davis'te yapılan bir çalışmada da filtre kahve makinesinin suyu 87, 90 ve 93°C'ye ayarlandı. Fincanın yoğunluğu ve ekstraksiyon sabit tutulduğunda tadımcılar bu sıcaklıklar arasında belirgin bir fark bulmadı. Yani birkaç derece için endişelenmeye gerek yok. Önemli olan, kettle'ı her demlemede aynı dereceye ayarlamak. (Sıcaklık sorusu) Blooming: Blooming, kahvenin tamamını ıslatmak için yapılan ilk küçük döküş; su döküldükten sonra kısa bir süre beklenir. "Kahvenin iki katı su, 30–45 saniye" gibi yaygın ölçüler deneyimden geliyor. Yayımlanmış denemelerde blooming yapmak ya da yapmamak ekstraksiyonu ölçülebilir biçimde değiştirmedi; blooming suyunu iki katına çıkarmak ise bir denemede ekstraksiyonu 2,4 puan düşürdü. Önemli olan, her demlemede aynı şekilde yapılması. (Blooming yazısı) Döküş: Kalan su iki ya da üç döküşte eklenir. Kettle, akış kahveye çarparken damlalara ayrılmayacak yükseklikte tutulmalı. Döküşler arasında kahve yatağının üzerinde su tutmak sıcaklığı koruyor. Kahve yatağı, dripper'da ıslanmış kahvenin oluşturduğu katman. Öte yandan tek bir noktaya uzun süre dökmek yatakta çukur açabilir. Demlemenin sonunda kısa bir swirl (dripper'ı dairesel hareketle sallamak) yatağı düzlüyor, uzun bir swirl ise süzülmeyi, yani suyun yataktan geçip akmasını yavaşlatır. (Döküş yazısı) Tada göre ayar: adım adım Fincandaki tat beklediğiniz gibi değilse, sorununuza uyan başlıktaki adımlar sırayla denenebilir. Bir adım tek başına yetmezse bir sonrakine geçilir. Her denemede yalnızca bir şey değiştirilmeli; yoksa farkın nereden geldiği anlaşılmaz. Tadı ekşi ve boşsa, ağızda kısa kalıyorsa Bu tat çoğu zaman yetersiz ekstraksiyondan, yani kahveden suya yeterince madde geçmemesinden geliyor. 1. Öğütümü bir iki kademe inceltmek. Daha ince öğütülen kahveden suya daha fazla madde geçer; demleme de biraz uzar. 2. İnceltmek yetmezse kettle'ı birkaç derece artırmak. Tadı acı, buruk ve ağırsa Acılık her zaman aşırı ekstraksiyondan gelmiyor. UC Davis'ten Batali ve ekibinin tadım deneyinde acılık ve ağızdaki burukluk, kahveden suya ne kadar madde geçtiğiyle değil, yalnızca fincanın yoğunluğuyla birlikte arttı. Bunu ekstraksiyon yazımızda anlatmıştık. 1. Önce aynı kahveye biraz daha su eklemek. Örneğin 15 g kahveyi 250 g yerine 270 g suyla demlemek. 2. Acılık sürüyorsa öğütümü biraz kalınlaştırmak. Aynı oranda kahveden suya daha az madde geçince fincan da hafifliyor. 3. Koyu kavrumlu bir kahvede kettle'ı birkaç derece düşürmek de aynı yönde etki ediyor. Tadı hem ekşi hem acıysa Bu, kahvenin bir kısmından fazla, bir kısmından az madde geçtiğini gösteriyor: Ekstraksiyon yatağın her yerinde eşit olmamış. 1. Döküşü eşitlemek. Su yatağın bütün yüzeyine yayılarak dökülür, tek bir noktaya uzun süre dökülmez ve demlemenin sonunda kısa bir swirl ile yatak düzlenir. 2. Sorun sürerse değirmene bakmak. Bıçaklı öğütücüler ve çok fazla ince parçacık üreten değirmenler aynı fincanda hem ekşilik hem acılık verebilir. Tadı sulu ve zayıfsa Fincandaki çözünmüş kahve oranı (TDS) düşük demektir. 1. Aynı suya biraz daha kahve koymak. Örneğin 250 g suyla 15 g yerine 16–17 g kahve demlemek. 2. Ya da aynı kahveyi biraz daha az suyla demlemek. Örneğin 15 g kahveye 250 g yerine 230 g su. Süzülme çok uzun sürüyorsa Çok ince parçacıklar kâğıdın gözeneklerini tıkıyor olabilir. 1. Öğütümü biraz kalınlaştırmak. 2. Demlemenin sonundaki swirl'ü kısaltmak. Uzun swirl süzülmeyi yavaşlatıyor. 3. Yeni bir filtre paketine geçildiyse filtreyi de hesaba katmak. Kâğıtlar arasında akış hızı yaklaşık üç kat fark edebiliyor. Acılığın asıl kaynağının sanıldığı gibi kafein olmadığını da acılık yazımızda anlatmıştık. Ölçüm Refraktometre başlangıç için şart değil. Tartı ve dikkatli bir tadım yeterli. Refraktometre, kahvedeki çözünmüş madde oranını ölçen küçük bir cihaz. Ayar yaparken ve tutarlılığı kontrol ederken sayı verir, ama kahvenin iyi olup olmadığını tek başına söylemez. (Refraktometre yazısı) Ekstraksiyon hesabı tartılmış fincanla yapılır. Posa her gram kahve için yaklaşık 2 g su tutuyor; dökülen suyla yapılan hesap bu yüzden ekstraksiyonu olduğundan yüksek gösterir. Sık duyulan %18–22 ekstraksiyon aralığı bir başlangıç noktası, hedef değil. İyi bir değirmenle öğütülen kahve %22'nin üzerinde bile acılaşmadan dengeli bir tat verebilir. (%18–22 yazısı) Kaynaklar Batali, M.E., Ristenpart, W.D., Guinard, J.-X. (2020). Brew temperature, at fixed brew strength and extraction, has little impact on the sensory profile of drip brew coffee. *Scientific Reports*, 10, 16450. Diğer bütün bulguların kaynakları, bağlantı verilen blog yazılarının sonunda yer alıyor.

Rehberi okuyun
  1. Percolation · 26 Eylül 2026

    Su sıcaklığı

    Evde kahve demleyen herkesin bildiği tek sıcaklık, kettle'ın ekranındaki sayı. Tariflerde yazan "93°C" de bu sayı. Kimse dripper'daki ıslak kahveye termometre daldırıp ölçmüyor, ölçmesi de gerekmiyor. Bu kayıttaki bütün öneriler de bu yüzden kettle'da gördüğünüz dereceye göre. Yine de bilmekte fayda olan bir şey var: Kettle'daki sayı, kahvenin demlendiği sıcaklık değil. Su kettle'dan akarken, dripper'a, kâğıda ve kahveye değerken ısı kaybediyor. Jonathan Gagné bunu dripper'daki ıslak kahveye termometre daldırarak ölçtü. Plastik V60'a kettle'dan 99°C su döktüğünde, dripper'daki kahve demleme boyunca ortalama 88°C'de kalıyordu. Isıyı daha iyi tutan Stagg [X] dripper'ında aynı 88°C için kettle'da 94°C yeterliydi. Bunun pratikteki anlamı şu: Kettle'ı aynı dereceye ayarlayan iki kişi, farklı dripper'larla farklı sıcaklıkta demliyor olabilir. Bir tarifteki dereceyi birebir uygulamak bu yüzden her zaman aynı sonucu vermiyor. Sıcaklık tadı ne kadar değiştirir? UC Davis'te Batali, Ristenpart ve Guinard 2020'de bunu filtre kahve makinesiyle test etti. Makinenin suyunu 87, 90 ve 93°C'ye ayarlayarak demleme yaptılar. Her sıcaklıkta öğütümü ve süreyi ayarlayıp iki değeri sabit tuttular: fincanın yoğunluğunu (TDS) ve ekstraksiyonu, yani kahvedeki maddelerin ne kadarının suya geçtiğini. Sonuç şaşırtıcıydı. Eğitimli tadım paneli üç sıcaklık arasında belirgin bir tat farkı bulmadı. Tadı asıl belirleyen yoğunluk ve ekstraksiyondu. Bu, sıcaklığın önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Sıcaklık, kahveden suya ne kadar madde geçeceğini değiştiriyor. Ama aynı etki öğütüm ya da süreyle de elde edilebiliyor. Yani 90°C ile 93°C arasında takılıp kalmaya gerek yok. Fincanın tadını değiştirmek için elinizde başka araçlar da var. Natural ve anaerobik kahveler daha düşük sıcaklıkta mı demlenmeli? Sektör profesyonelleri arasında natural ve anaerobik kahveler için kettle'da 88–90°C, yıkanmış kahveler için 90–93°C gibi öneriler sık dolaşıyor. Gerekçe, bu kahvelerin daha kolay ekstrakte olduğu ve yüksek sıcaklıkta fermente notaların sertleştiği. Ancak işleme yöntemine göre ideal sıcaklığı karşılaştıran bir çalışma bulamadık. Kavrum derecesi de sıcaklık seçimini etkiliyor. Gagné, tanımadığı bir markanın kahvesinde kettle'ı 96°C'ye ayarladığını, koyu kavrumlarda 88°C'ye kadar indirdiğini yazıyor. Pratikte: Yeni bir kahve deniyorsanız. Kettle'da 93–96°C, yaygın kullanılan bir başlangıç aralığı. Seramik ya da cam bir dripper kullanıyorsanız, dripper'ı önceden ısıtmak bu derecenin kahveye daha az kayıpla ulaşmasını sağlıyor. Kahvenizin tadı acı ya da buruksa, fermente notalar sertleşiyorsa. Önce öğütümü biraz kalınlaştırmak akla gelen ilk adım. Kettle'ı birkaç derece düşürmek de aynı yönde etki ediyor. Kahvenizin tadı ekşi ve boşsa. Öğütümü inceltmek ya da kettle'ı birkaç derece artırmak, kahveden suya daha fazla madde geçiriyor. Bir tarifi paylaşıyor ya da birinin tarifini deniyorsanız. Yazılan derecenin kettle'daki sayı olduğunu ve hangi dripper'ın kullanıldığını bilmek işe yarıyor. Gagné'nin ölçümünde aynı dripper sıcaklığı için plastik V60'ta 99°C, Stagg [X]'te 94°C gerekiyordu. En önemlisi: Kettle'ı her demlemede aynı dereceye ayarlamak. Böylece fincan değiştiğinde nedeni başka bir yerde aranabiliyor. Ayrıntılar: dripper yazısı, işleme yöntemine göre demleme. Kaynaklar: Batali, M.E., Ristenpart, W.D., Guinard, J.-X. (2020). Brew temperature, at fixed brew strength and extraction, has little impact on the sensory profile of drip brew coffee. *Scientific Reports*, 10, 16450. Gagné, J. (2020). Brewing with the Fellow Stagg [X] Dripper. Coffee ad Astra.

  2. Percolation · 25 Eylül 2026

    Yıkanmış, natural ve anaerobik kahveler farklı demlenmeli mi?

    Kahve profesyonellerinin sık tartıştığı bir soru: Natural ya da anaerobik bir kahve, yıkanmış bir kahveyle aynı tarifle mi demlenmeli? Natural ve anaerobik kahveler için "daha kalın öğütüm, daha düşük sıcaklık, daha düşük ekstraksiyon" gibi öneriler neredeyse kural gibi dolaşıyor. Bu önerilerin arkasında ne kadar veri olduğunu araştırdık ve sonuç şaşırtıcıydı. Kısa cevap Aynı kahvenin yıkanmış, natural ve anaerobik olarak işlenmiş örneklerini aynı koşullarda demleyip ideal öğütümü, sıcaklığı ya da ekstraksiyonu karşılaştıran bir çalışma bulamadık. Yani işleme yöntemine özel bir tarifi destekleyen ölçülmüş bir veri şu an yok; yukarıdaki öneriler deneyime dayanıyor. Bilinenler İşleme yöntemi çekirdeğin kimyasını değiştirir. Knopp, Bytof ve Selmar 2006'da aynı arabica'yı paralel olarak hem yıkanmış hem natural yöntemle işledi. Natural çekirdeklerde glikoz ve fruktoz belirgin biçimde daha yüksek çıktı; yıkanmış işlemede bu iki şeker azalıyordu. Yeşil kahvedeki ana şeker olan sakaroz, yani sofra şekeri ise işleme yönteminden anlamlı ölçüde etkilenmedi. Bu fark fincana kadar taşınıyor, ama kavrum onu küçültüyor. Kim ve arkadaşları 2022'de bir Geisha kahvesini üç işleme yöntemi, üç kavrum derecesi ve iki demleme yöntemiyle inceledi. Demlenmiş kahvedeki bileşiklerin dağılımını en çok kavrum derecesi belirledi: Toplam farkın %58,8'i kavrumdan geliyordu. İşleme yönteminin payı açık kavrumda %35, koyu kavrumda %22'ydi. Her işleme yöntemi fincanda kendine özgü bir iz de bıraktı; anaerobikte, natural'da ve yıkanmışta farklı bileşikler öne çıktı. Fincandaki tadı büyük ölçüde yoğunluk ve ekstraksiyon belirliyor. UC Davis'te yapılan çalışmalarda tadım panelinin algıladığı özelliklerin çoğu, fincandaki çözünmüş kahve oranıyla (TDS) ve ekstraksiyonla, yani kahvedeki maddelerin ne kadarının suya geçtiğiyle değişti. Batali'nin deneyinde acılık ve burukluk yalnızca yoğunlukla arttı. Ekşilik yoğunlukla arttı, ekstraksiyon yükseldikçe azaldı. TDS ve ekstraksiyon sabitken, makinenin suyu 87, 90 ya da 93°C'ye ayarlandığında tat belirgin biçimde değişmedi. Frost'un çalışmasında da TDS arttıkça tatlılık azaldı. Ancak bu çalışmalar her biri tek bir kahveyle yapıldı. Frost'un kullandığı kahve yıkanmış bir arabica'ydı. Natural ya da anaerobik kahvelerde aynı sonucun çıkıp çıkmadığı bilinmiyor. Pratikte öneri Veri olmadığı için işleme yöntemine göre farklı sayılar vermek yerine, üç kahve türü için de aynı yoldan gitmeyi öneriyoruz: 1. Aynı temel tarifle başlamak. 15 g kahve, 250 g su, kettle'da 93–96°C, kısa bir blooming ve iki-üç döküş. Blooming, kahvenin tamamını ıslatmak için yapılan ilk küçük döküş (başlangıç rehberi). 2. Tada göre her seferinde tek bir şeyi değiştirmek. Tadı ekşi ve boşsa öğütümü bir kademe inceltmek. Tadı acı, buruk ve ağırsa aynı kahveyi biraz daha fazla suyla demlemek. Batali'nin deneyinde acılık ve burukluk yoğunlukla arttı. Fermente notalar sertleşiyorsa öğütümü bir kademe kalınlaştırmak. Bu, kahve profesyonellerinin deneyimine dayanan bir öneri, ölçülmüş değil. Tadı sulu ve zayıfsa aynı suya biraz daha kahve koymak. 3. Sonucu not etmek. Kahvenin işleme yöntemi, kavrum derecesi, öğütüm ayarı, oran, süre ve tadım notu. Natural ya da anaerobik bir kahvede fermente ve meyvemsi notalar yüksek ekstraksiyonda sertleşiyorsa, öğütümü kalınlaştırıp ekstraksiyonu düşürmek bu adımlarla zaten örtüşüyor. > Önemli olan, kararın paketteki işleme yönteminin adına göre değil, fincandaki tada göre verilmesi. Birlikte veri toplayalım Bu soruya cevap verecek veriyi birlikte biriktirebiliriz. Aynı değirmen ve aynı tarifle bir yıkanmış ve bir natural ya da anaerobik kahve demlediyseniz, iki kahvede tadın en iyi olduğu öğütüm ayarını, oranı, süreyi ve mümkünse TDS'i bu başlığın altına yazın. Yeterli sonuç biriktiğinde özetleyip paylaşacağız. Kaynaklar Knopp, S., Bytof, G., Selmar, D. (2006). Influence of processing on the content of sugars in green Arabica coffee beans. *European Food Research and Technology*, 223, 195–201. Kim, C.-H., Park, S.J., Yu, J.S., Lee, D.Y. (2022). Interactive effect of post-harvest processing method, roasting degree, and brewing method on coffee metabolite profiles. *Food Chemistry*, 397, 133749. Frost, S.C., Ristenpart, W.D., Guinard, J.-X. (2020). Effects of brew strength, brew yield, and roast on the sensory quality of drip brewed coffee. *Journal of Food Science*, 85(8), 2530–2543. Batali, M.E., Ristenpart, W.D., Guinard, J.-X. (2020). Brew temperature, at fixed brew strength and extraction, has little impact on the sensory profile of drip brew coffee. *Scientific Reports*, 10, 16450.

  3. Percolation · 23 Eylül 2026

    V60 alırken plastik mi, seramik mi, cam mı seçmeli?

    Sıcaklığı en iyi plastik V60 koruyor, çünkü hem hafif hem de ısıyı dışarı yavaş veriyor. Ama fark sanıldığı kadar büyük değil. San Francisco'daki Andytown Coffee plastik, cam ve seramik V60'larla 18 demleme yaptı ve her demlemenin sonunda, su tamamen süzüldüğünde kahve yatağının ve fincandaki kahvenin sıcaklığını ölçtü. En sıcak ve en soğuk sonuç arasındaki fark yalnızca yaklaşık 1–2°C çıktı. Seramik ve cam V60 ağır olduğu için, ısıtılmadan kullanılırsa suyun ısısının önemli bir kısmını çekebilir. Bu yüzden bu dripper'ları önceden ısıtmak önemli. En kolay yolu, filtreyi bol sıcak suyla ıslatmak. Kısacası seçim büyük ölçüde kullanım kolaylığı, dayanıklılık ve zevk meselesi. Dripper değiştiğinde tarifin biraz farklı sonuç verebileceğini hesaba katmak yeterli olur. Ayrıntılar: dripper yazısı.

  4. Percolation · 16 Eylül 2026

    Kâğıt filtreyi ıslatmak şart mı?

    Beyaz, yani ağartılmış kâğıtta tat açısından şart değil. Kâğıdın kahveye verdiği tat ölçümlerde çok küçük çıktı. Jonathan Gagné beyaz Hario kâğıtları 200 g sıcak suda 3 dakika bekletti ve suya ölçülebilir bir madde geçmedi. Kahverengi, yani ağartılmamış kâğıttan ise 5 ppm madde geçti. 1 ppm, 1 litre suda yaklaşık 1 mg çözünmüş madde demek. Kahverengi kâğıt önce yaklaşık 150 g sıcak suyla ıslatıldığında bu miktar da ölçülemeyecek kadar azaldı. Islatmanın iki faydası daha var: Kâğıdın dripper'a tam oturmasını sağlıyor ve dripper'ı ısıtıyor. Bu ısıtma özellikle seramik ve cam dripper'larda önemli. Islatma suyunu demlemeye başlamadan önce server'dan dökmeyi unutmamak gerekiyor. Ayrıntılar: kâğıt filtre yazısı.

  5. Percolation · 9 Eylül 2026

    Blooming kaç saniye olmalı?

    Şaşırtıcı ama bu sorunun bilimsel bir cevabı yok. Blooming, kahvenin tamamını ıslatmak için yapılan ilk küçük döküş. Süresinin ya da su miktarının tadı nasıl etkilediğini kontrollü olarak ölçen bir çalışma bulamadık. "Kahvenin iki katı su, 30–45 saniye" gibi yaygın ölçüler deneyimden geliyor. Bilinenler şunlar: Blooming sırasındaki kabarcıklar büyük ölçüde kahvedeki karbondioksitten geliyor; taze kahvede, gazını kaybetmiş kahveye göre daha çok kabarcık çıkar. Su kahve parçacığına dışarıdan içeriye doğru, zaman alarak giriyor. Blooming'in amacı da bütün kahveyi ıslatmak. Kuru kalan bölgeler demlemeye geç katılıyor. En önemli nokta tutarlılık. Blooming her demlemede aynı su miktarı ve aynı süreyle yapılırsa, iki demleme arasındaki farkın nedeni başka bir yerde aranabilir. Ayrıntılar: blooming yazısı. Not (10 Ekim 2026): Blooming yazısını yayımlanmış iki denemeyle güncelledik. Blooming'li ve blooming'siz AeroPress demlemelerinde ekstraksiyon farkı %0,2 çıktı. Pour-over'da yapılan bir denemede blooming'i 40'tan 60 saniyeye uzatmanın etkisi yok denecek kadar küçüktü: %19,6'ya karşı %19,31. Blooming suyunu iki katına çıkarmak ise ekstraksiyonu 2,4 puan düşürdü. Yani süreden çok, blooming'e dökülen suyun her seferinde aynı olması önemli görünüyor. İki deneme de hakemli bir dergide yayımlanmadı ve az tekrarla yapıldı.

  6. Percolation · 30 Ağustos 2026

    Blooming'de akan ilk kahveyi ayırmak ve son dökümü yapmamak: fincanı gerçekten iyileştiriyor mu?

    Son dönemde pour-over'da çok konuşulan bir yöntemi birlikte test etmek istiyoruz. Blooming sırasında dripper'dan akan ilk kahve ayrı bir server'a ya da bardağa alınıp dökülüyor. Blooming, kahvenin tamamını ıslatmak için yapılan ilk küçük döküş. Bazı denemelerde demlemenin son kısmı da fincana alınmıyor. Hoon's Coffee, Ağustos 2026'daki bir videosunda bu yöntemi gösterdi: 13 g kahveye yaklaşık 20 g su döküldü, dripper'dan akan yaklaşık 12 g sıvı ayrıldı ve ayrılan sıvı "çok acı" bulundu. Araştırma tarafında ise UC Davis'ten Batali ve arkadaşlarının 2020 çalışması var. Araştırmacılar otomatik bir filtre kahve makinesinde demleme yaptı ve demleme sürerken altındaki karafı her 30 saniyede bir değiştirdi; elle yapılan bir blooming yoktu. Tadım paneli makineden akan ilk 30 saniyelik kahveyi daha acı ve daha ekşi, sonra akan kısımları daha tatlı ve çiçeksi buldu. Yazarlar belirli kısımları birleştirerek farklı tat profilleri elde edilebileceğini de yazıyor. Açık kalan iki soru var: 1. Fark ayrılan kısımdan mı, oranın değişmesinden mi geliyor? Son kısım fincana alınmayınca aynı kahveyle daha az su kullanılmış oluyor ve fincan yoğunlaşır. 2. Ekstraksiyon doğru hesaplanıyor mu? Posa her gram kahve için yaklaşık 2 g su tuttuğu için fincana, dökülen su kadar kahve düşmüyor. Hesap dökülen suyla yapılırsa ekstraksiyon olduğundan yüksek çıkar; bu yüzden fincanın tartılması gerekiyor. Deneyecekler için önerdiğimiz karşılaştırma: Aynı kahve, aynı öğütüm ve aynı suyla, fincanda aynı miktarda kahve olacak şekilde iki demleme. Biri normal yapılıyor, diğerinde blooming'de akan ilk kahve ayrılıyor. İki fincan tartılır, TDS'leri ölçülür ve mümkünse hangisinin hangisi olduğu bilinmeden (kör) tadılır. Sonuçlarınızı bu başlığın altına yazarsanız birlikte değerlendirebiliriz. Karşılaştırılabilir olması için şunları da eklemenizi rica ederiz: kahve, değirmen ve ayar, dripper ve filtre, oran, süre, kettle'ın derecesi, suyun bileşimi (şebeke, şişe ya da mineral eklenmiş arıtılmış su), fincan ağırlığı, TDS ve tadım notu. Not (31 Ağustos): Ölçüm yaparken gözden kaçabilecek birkaç ayrıntı: 1. Fincan tartılmalı. Posa her gram kahve için yaklaşık 2 g su tutar. 15 g kahveye blooming'den sonra 200 g su dökülürse fincana muhtemelen 175–185 g kahve düşüyor. TDS %1,40 iken ekstraksiyon 200 g ile hesaplanırsa %18,7 çıkar; gerçek fincan ağırlığıyla (180 g) hesaplanırsa %16,8. 2. Ayrılan kısım hesaba girmez. Refraktometre yalnızca fincandaki kahveyi ölçüyor. Ayrılan sıvı da tartılıp TDS'i ölçülürse iki değer toplanarak kahveden çıkan toplam madde bulunabilir. 3. Oran değişir. Son kısım fincana alınmazsa aynı kahveyle daha az su kullanılmış olur. Normal demlemeyle karşılaştırırken fincandaki kahve miktarı eşitlenmezse fark yöntemden değil, oranın değişmesinden kaynaklanabilir. 4. Su da sonucu etkiler. Karşılaştırılan iki demleme aynı suyla yapılmalı; arıtılmış suya mineral ekleniyorsa ne kadar eklendiği not edilmeli. Konuyu araştırmalarla birlikte blog yazımızda da ele aldık.

  7. Percolation · 26 Ağustos 2026

    Öğütülmüş kahve ne kadar taze kalır?

    Sanıldığından çok daha kısa. Zürih Uygulamalı Bilimler Üniversitesi'nin ölçümünde, taze kavrulmuş kahvenin içinde tuttuğu gazın %75'e kadarı öğütme sırasında ve hemen ardından, ilk 90 saniyede çıktı. İnce öğütülmüş kahve, kaba öğütülmüşe göre daha fazla gaz kaybediyor. Kaybolan gazın çoğu kokusuz karbondioksit. Ama tazelik başka iki yoldan da hızla kayboluyor: Kahveye kokusunu veren maddelerin en kolay buharlaşanları havaya karışıyor, bazı maddeler de oksijenle tepkimeye giriyor. Sonuçta kahvenin kokusu ve tadı giderek dengesini kaybediyor. Mümkünse. Kahveyi demlemeden hemen önce öğütmek, bu kaybı en aza indirmenin en kolay yolu. Öğütülmüş kahve saklamak zorundaysanız. Hava almayan, ağzına kadar dolu, küçük bir kavanoz kahvenin temas ettiği oksijeni azaltıyor. Bu, oksijenle tepkimeyi yavaşlatabilir, ama gaz ve koku kaybını durdurmuyor. Kavanozda saklamanın etkisi ayrıca ölçülmedi. Ayrıntılar: tazelik yazısı.

  8. Percolation · 12 Ağustos 2026

    Kahvemin tadı ekşi, ne değiştirmeliyim?

    Ekşi, boş ve ağızda kısa kalan bir fincan çoğu zaman yetersiz ekstraksiyona işaret ediyor. Yani kahvedeki maddeler suya yeterince geçmemiş. Tadım deneyleri bu tabloya bir ayrıntı daha ekliyor. UC Davis'ten Batali ve ekibi 2020'de aynı kahveyi 270 kez demleyip on iki kişilik eğitimli bir panele tattırdı. Ekşilik, ölçülen bütün tatlar arasında en çok değişen tat oldu. Fincan yoğunlaştıkça arttı, kahveden suya geçen madde arttıkça azaldı. En ekşi fincanlar, yoğun ama kahveden suya az madde geçmiş olanlardı. Fincanınız ekşi ve sulu, zayıfsa. Kahveden suya daha fazla madde geçirmek gerekiyor. İlk adım öğütümü bir iki kademe inceltmek. Yetmezse kettle'ı birkaç derece artırmak ya da demleme süresini uzatmak da aynı yönde çalışıyor. Fincanınız ekşi ve aynı zamanda yoğunsa. Batali'nin deneyine göre ekşilik yoğunlukla da arttı. Bu durumda biraz daha fazla su kullanmak ekşiliği azaltabilir. Fincanınız hem ekşi hem acı, üstelik kuruysa. Durum farklı. Bu çoğu zaman dengesiz ekstraksiyonun işareti: Kahvenin bir kısmından fazla, bir kısmından az madde geçmiş. Öğütümü inceltmek bu sorunu çözmüyor. Önce döküşün eşit olup olmadığına, sorun sürerse değirmene bakmak gerekiyor. Her iki durumun adımları başlangıç rehberinde de var. Sirkeyi andıran keskin bir ekşilik varsa. Bu tat demlemeden değil, çekirdekten geliyor olabilir. Fermentasyon fazla uzadığında çekirdekte asetik asit birikiyor. Demlemeyi değiştirmek bu kusuru ortadan kaldırmıyor. Ayrıntılar: ekstraksiyon yazısı, asidite yazısı, %18–22 yazısı. Kaynak: Batali, M.E., Ristenpart, W.D., Guinard, J.-X. (2020). Brew temperature, at fixed brew strength and extraction, has little impact on the sensory profile of drip brew coffee. *Scientific Reports*, 10, 16450.

  9. Percolation · 1 Ağustos 2026

    Refraktometre almalı mıyım?

    Başlangıç için şart değil. Bir terazi ve dikkatli bir tadım, iyi bir fincanın büyük kısmını sağlıyor. Refraktometre, sıvıdaki çözünmüş madde oranını ölçen küçük bir cihaz. Fincandaki çözünmüş kahve oranını, yani TDS'i ölçüyor. Ekstraksiyon oranı, yani kullanılan kahvenin yüzde kaçının suya geçtiği de bu sayıdan hesaplanır. Yeni bir kahveyi ayarlarken bir değişikliğin etkisini sayıyla görmek ve aynı tarifin tutarlı çıkıp çıkmadığını kontrol etmek için kullanışlı bir araç. Ama sınırları var. Neyin çözündüğünü söylemiyor, yalnızca toplam miktarı gösteriyor. Ölçtüğü şey de bir ortalama: Kahvenin bir kısmı fazla, bir kısmı az ekstrakte olmuş olabilir. Sayı hedefteyken tat hedefte değilse sorun büyük olasılıkla ekstraksiyonun eşit olmamasında. Bir de hesap meselesi var: Ekstraksiyonu dökülen su miktarıyla değil, tartılmış fincanla hesaplamak gerekiyor. Aksi halde sonuç olduğundan yüksek çıkıyor. Ayrıntılar: refraktometre yazısı, ekstraksiyon yazısı.

  10. Percolation · 29 Temmuz 2026

    Kahvemin tadı acı, nedeni ne olabilir?

    Acılığın ilk şüphelisi genellikle kafein. Ama kafein, fincandaki toplam acılığın yalnızca yaklaşık %10–15'ini oluşturuyor. Asıl kaynak, kavrum sırasında klorojenik asitlerden oluşan bileşikler. Klorojenik asitler, yeşil kahvede bol bulunan bir asit grubu. Peki acı bir fincanda nereye bakmak gerekiyor? UC Davis'ten Batali ve ekibinin 2020'deki tadım deneyi şaşırtıcı bir cevap veriyor. Aynı kahveyi 270 kez demleyip on iki kişilik eğitimli bir panele tattırdılar. Acılık ve ağızdaki burukluk, kahveden suya ne kadar madde geçtiğiyle değil, yalnızca fincanın yoğunluğuyla birlikte arttı. Fincanınız acı ve ağırsa. İlk bakılacak yer yoğunluk. Aynı kahveyi biraz daha fazla suyla demlemek, öğütümü değiştirmekten daha isabetli olabilir. Bu sonuç filtre kahve makinesiyle yapılmış bir deneyden geliyor. Fincanınız hem acı hem ekşi, üstelik kuruysa. Bu çoğu zaman dengesiz ekstraksiyonun işareti. Kahvenin bir kısmından fazla, bir kısmından az madde geçmiş. Bu durumda döküşün eşit olup olmadığına ve değirmenin ürettiği ince parçacıklara bakmak gerekiyor. Acılık demlemenin başında da güçlü. UC Davis'te yapılan başka bir çalışmada, otomatik bir filtre kahve makinesinin altındaki karaf demleme boyunca her 30 saniyede bir değiştirildi. Elle yapılan bir blooming yoktu. Tadım paneli, makineden akan ilk 30 saniyelik kahveyi sonra akan kısımlardan daha acı ve daha ekşi buldu. Yani acılık yalnızca demlemenin uzamasından gelmiyor. Demlemenin başında akan en yoğun kahvede de güçlü. Koyu kavrumlu bir kahve içiyorsanız. Koyu kavrumda acılığın karakteri değişiyor ve daha sert, ağızda uzun süre kalan bir acılık öne çıkıyor. Yoğunluk kuralı burada da geçerli: Frost ve ekibinin çalışmasında açık, orta ve koyu kavrumun üçünde de fincan yoğunlaştıkça acılık arttı. Ayrıntılar: acılık yazısı, ekstraksiyon yazısı. Kaynaklar: Batali, M.E., Ristenpart, W.D., Guinard, J.-X. (2020). *Scientific Reports*, 10, 16450. Batali, M.E. ve ark. (2020). *Journal of the Science of Food and Agriculture*, 100(7), 2953–2962. Frost, S.C., Ristenpart, W.D., Guinard, J.-X. (2020). *Journal of Food Science*, 85(8), 2530–2543.

  11. Percolation · 4 Temmuz 2026

    Döküşler arasında kahve yatağı kurumalı mı?

    Pour-over'da bir döküş bittikten sonra su kahve yatağından süzülür. Bir sonraki döküş, yatağın üzerinde hâlâ su varken de yapılabilir, su tamamen süzülüp yatak "kuruduktan" sonra da. İki yol arasında bir kaynağa dayanan tek fark sıcaklık. Sıcaklık: kaynağa dayanan fark. Jonathan Gagné, demleme boyunca kahve yatağının üzerinde yaklaşık 2,5 cm su tutmaya başladığını ve bunun dripper'daki kahvenin sıcaklığını korumada büyük fark yarattığını yazıyor. Nedeni basit: Pour-over'da kahve yatağının üstü havaya açık. Yatağın üzerindeki su azaldıkça ısıyı taşıyan su da azalıyor, ama havaya açık yüzey değişmiyor. Kahve bu yüzden hızla soğur ve soğudukça kahvedeki maddeler suya daha yavaş geçer. Bu farkın büyüklüğü dripper'a da bağlı. Gagné'nin önceki denemelerinde plastik V60'a kettle'dan 99°C su döküldüğünde, dripper'daki kahve ve su demleme boyunca ortalama 88°C'de kalıyordu. Fellow'un Stagg [X] dripper'ında aynı 88°C için 94°C'lik su yeterliydi. Gagné iki dripper'ın ısıyı ne kadar tuttuğunu ayrıca şöyle karşılaştırdı: Deliklerini kapattığı dripper'lara 100 mL sıcak su koydu ve suyun nasıl soğuduğunu, ölçümleri sürekli kaydeden bir termometreyle izledi. Stagg [X]'te sıcaklık biraz daha yüksek ve daha dengeli kaldı. Isıyı iyi tutmayan bir dripper'da yatağın kurumasıyla gelen sıcaklık kaybı muhtemelen daha belirgin olur. Diğer etkiler: kanıtı yok. Kahve profesyonelleri arasında iki görüş daha dolaşıyor, ama ikisini de karşılaştıran bir ölçüm bulamadık: Yatak kuruyup su yeniden döküldüğünde, suyun kuru kahvede kolay bir yol bulup oradan akabileceği, yani kanallanmanın (suyun hep aynı yoldan akıp kahvenin bir kısmına hiç uğramaması) artabileceği söylenir. Tersine, suyun tamamen süzülmesini bekleyip yeni döküşle yatağı her seferinde yeniden karıştırmanın ekstraksiyonu, yani kahvedeki maddelerin suya geçen miktarını artırdığı da savunuluyor. Pratikte: Kahvenizin sıcaklığını korumak istiyorsanız. Döküşler arasında yatağın üzerinde bir miktar su tutmak, bir kaynağa dayanan tek yaklaşım. Kettle'ı aynı dereceye ayarlasanız bile, yatak kuruduğunda dripper'daki kahve daha çok soğuyor. Tarifiniz yatağın kurumasına izin veriyorsa. Bunu her demlemede aynı şekilde yapmak önemli. Yoksa süre ve tat demlemeden demlemeye değişiyor. Hangisinin daha iyi olduğunu merak ediyorsanız. Aynı kahve, aynı öğütüm ve aynı toplam suyla iki demleme yapıp karşılaştırmak mümkün. Sonuçlarınızı bu başlığın altına yazarsanız birlikte değerlendirebiliriz. Kaynaklar: Gagné, J. (2019). A V60 Pour Over Video. Coffee ad Astra (yazar yanıtları). Gagné, J. (2020). Brewing with the Fellow Stagg [X] Dripper. Coffee ad Astra.